İzmirli Mali Müşavirler referandumu konuştu

16 Mart 2017

Birgün Gazetesi

İzmir'de referanduma doğru anayasa değişikliği tartışıldı

11.03.2017 15:22 GÜNCEL

Mali Müşavirler, Muhasebeciler Birliği İzmir Şubesi tarafından İzmir Mali Müşavirler Odası Konferans Salonunda “Referanduma Doğru Anayasa Değişikliğini Tartışıyoruz” konulu bir Panel-Forum düzenlendi. 16 Nisan’da yapılacak olan anayasa referandumuna yönelik tartışmaların akademik, ekonomik, politik tüm boyutlarıyla tartışıldığı etkinlikte son KHK ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Doç. Dr. Yunus Emre ve CHP İzmir Milletvekili ve CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır konuşmacı olarak yer aldı.

Panel forumun açılış konuşmasını yapan Mali Müşavirler, Muhasebeciler Birliği İzmir Şubesi Başkanı Kenan Hepsevigen, “Mesleğimiz kanunlara dayanıyor. Her kanuni değişiklik bizi de yakından ilgilendiriyor. Yapılması istenen anayasa değişikliğinin bizim hayatımızı nasıl etkileyeceğini en yetkili ağızlardan duymak ve halkımızın bu doğrulara göre sağlıklı karar vermesini istiyoruz.” dedi.

Etkinliğe ev sahipliği yapan İzmir Mali Müşavirler Odası Başkanı Vedat Adak da bir konuşma yaptı. Adak “16 Nisan’da referandumda oylanacak anayasa değişikliği teklifi cumhurbaşkanının mevcut durumunu kurumsallaştırmak ve hukuki bir kılıf oluşturmak için gündeme getirilmiştir. Bu ülkenin yazgısının, geleceğinin tek bir kişinin iradesine bağlanmasını doğru bulmuyoruz. Bu değişiklik ülkede sadece bir kişinin ihtiyaçlarına ilaç olacak ve onun sorunlarını çözecektir. Bunun için “seksen milyon birden büyüktür “ diyor ve tüm halkımızı doğrudan yana olmaya davet ediyoruz.” Diyerek sözlerine başladı. Bugün bu yeni anayasa kampanyasının karşısında; sadece sosyal medyadan mesaj atmanın, öfkeli bir şekilde homurdanmanın yetmeyeceğini söyleyen Vedat Adak, “Hepimizin farklı farklı yerlerden gücümüz neye yetiyor ise, aklımız neye basıyor, sesimiz nereye kadar duyuluyor ise bir şeyler yapmamız gereken bir süreçteyiz. Düşünsel olarak da, mücadele hattı olarak da bir araya gelmek, emek ve demokrasiden yana bir karşı duruşun oluşmasını sağlamalıyız. Hep birlikte barışın, demokrasinin ve umudun şarkılarını söylemek dileğiyle anayasa referandumuna en yoğun katılımın olmasını, hayırlara vesile olmasını diliyorum.” dedi.

Panelin kolaylaştırıcılığını yapan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Gülgün Erdoğan Tosun panelin açılışında üniversiteden KHK ile ihraç edilen hocaların geri dönmesini istediklerini belirtti. “Bizler kendimizi üniversitelerde hiç rahat hissetmiyoruz. Bir an önce arkadaşlarımızın aramıza dönmesini bekliyoruz.” diyerek KHK’lara olan tepkisini dile getirdi. 1990’lı yıllarda başkanlık sistemi ile ilgili bir çalışma yaptıklarını aktaran Tosun, sistemin Türkiye’ye uygun bir model olmadığını o zaman tespit edebildiklerini, bugün de ne kadar haklı olduklarını yaşayarak gördüklerini ifade etti.

Panelin ilk konuşmacısı ülkemizin ve dünyanın en önemli anayasa hukukçularından birisi olan Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu çerçeve bir sunum yaptı. Kaboğlu konuşmasına siyasi iktidarın yurt dışındaki üniversitelerde dahi ders vermesini engellemeye güçlerinin yettiğini, Fransa’daki derslerine bu nedenle gidemediğini söyleyerek başladı. Referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişikliğinin çerçevesini çizen Kaboğlu, yapılmak istenen anayasa değişikliği gerçekleşirse Osmanlı’dan günümüze kadar elde edilmiş tüm hukuki kazanımların geriye alınacağını ifade etti. OHAL durumunda, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı dönemde bir anayasa referandumu yapmanın doğru olmadığını söyleyen Prof.Dr. Kaboğlu, halkın büyük çoğunluğunun neyi oyladığını dahi bilmediğini ifade etti. “Eğer referandumdan evet çıkarsa, çok büyük bir kırılma yaşayacağız. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte dahi yaşanmayan bir kırılma söz konusu. Osmanlı’dan Cumhuriyet yönetimine geçerken bile mevcut kazanımlar yerinde kalmış, üzerine daha ileriye gitmemizi sağlayan hukuki düzenlemeler yapılmıştı. Şimdi ise, yüz yılı aşkın zamanda elde edilen kazanımların geri alınması söz konusu” diyen Kaboğlu, 18 maddelik değişikliği ‘Adeta modernleşmeye ve cumhuriyete dönük bir hakaret metni’ olarak tanımladı. Anayasa değişikliği ile yarışan yetkiler ve çatışma alanlarından söz eden Kaboğlu, 16 Nisan’da kabul edilmesi durumunda, ciddi yetki çatışmalarının ötesinde devlet yönetimindeki kaosun da habercisi olduğunu söyledi.

İkinci konuşmacı olan Doç. Dr. Yunus Emre ise, ABD ve Latin Amerika ülkelerindeki başkanlık sistemleri hakkında bilgiler vererek karşılaştırmalar yaptı. ABD ve Latin Amerika ülkelerinde uygulanan başkanlık sistemi ile bizde uygulanmak istenen sistemin birbirinden çok farklı olduğunu söyleyen Emre sözlerini söyle sürdürdü: “Her anayasa fikrinin ardında bir düşünce vardır. Bizdeki cumhuriyetin kuruluş dönemi ve sonrasındaki 1960,1982 anayasaları bir düşünce üzerine yapılmıştır. Bu anayasanın gerekçesini ise ‘Türkiye’de işleri daha hızlı yapmalıyız, çift başlılık var onu ortadan kaldırmalıyız’ diye açıklıyorlar. Parlamenter sistemler günden güne değişerek ve yenilenerek bugünlere gelmiş ihtiyaçlar üzerine doğmuş bir sistemdir. Başkanlığa göre dört kat daha güçlü bir sistemdir, krizleri daha kolay aşabilir. Başkanlık ise, insanların yarattığı dolayısı ile ihtiyaç üzerine tercih edilmeyen bir sistemdir. Halkın ihtiyaçları üzerine ortaya çıkmamıştır. Bir defa demokrasilerde olmazsa olmaz olan kuvvetler ayrılığıdır, bu çok önemlidir. Referanduma sunulan anayasa değişikliklerine baktığımızda ise, bunun ortadan kaldırıldığını görüyoruz. En büyük itiraz noktalarından biri de budur sanırım.”

Son konuşmacı CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır da CHP olarak referandumda neden hayır dediklerini, ülkenin AKP dönemindeki tablosunu çıkarıp, 15 yılda çözülemeyen sorunların nasıl bir referandumla çözülebileceğini sordu. Sındır “Memleketin ekonomik, sosyal, dış ilişkiler sorunları yokmuş gibi, bunları bir kenara bırakıp bir kişinin tek adamlığına nasıl gidebileceğini konuşuyoruz. AKP’li bakanlar başbakan referandumdan evet çıkarsa terörün biteceğini söylüyor, ‘15 yıldır ülkeyi yönetenlerin elinde sihirli bir formül vardı da niye kullanmadın’ diye sormazlar mı adama?” dedi. “ OHAL’deyiz ve önümüze apar topar bir referandum koydular” diyen CHP Genel Sekreteri, halkın çoğunluğunun neye evet, neye hayır diyeceğini bilmediğini söyledi. Halktan kaçırarak meclis televizyonunu halka kapatarak meclisten geçen referandum maddelerinin hala halka anlatılmadığını ifade eden Sındır, toplumun tamamını ilgilendiren ve bir mutabakat metni olması gereken anayasa değişikliği maddelerinin hiç kimseye haber verilmeden hazırlandığını söyledi. Katılımın ve ilginin çok yüksek olduğu panel, soru-cevap ve forum bölümüyle devam etti.

Haber Ekspres

İzmir'de Anayasa değişikliği tartışıldı

11 Mart 2017 Cumartesi

Mali Müşavirler, Muhasebeciler Birliği İzmir Şubesi tarafından İzmir Mali Müşavirler Odası Konferans Salonunda “Referanduma Doğru Anayasa Değişikliğini Tartışıyoruz” konulu bir Panel-Forum düzenlendi. 16 Nisan’da yapılacak olan anayasa referandumuna yönelik tartışmaların akademik, ekonomik, politik tüm boyutlarıyla tartışıldığı etkinlikte son KHK ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Doç. Dr. Yunus Emre ve CHP İzmir Milletvekili ve CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır konuşmacı olarak yer aldı.

Panel forumun açılış konuşmasını yapan Mali Müşavirler, Muhasebeciler Birliği İzmir Şubesi Başkanı Kenan Hepsevigen, “Mesleğimiz kanunlara dayanıyor. Her kanuni değişiklik bizi de yakından ilgilendiriyor. Yapılması istenen anayasa değişikliğinin bizim hayatımızı nasıl etkileyeceğini en yetkili ağızlardan duymak ve halkımızın bu doğrulara göre sağlıklı karar vermesini istiyoruz.” dedi.  

Etkinliğe ev sahipliği yapan İzmir Mali Müşavirler Odası Başkanı Vedat Adak da bir konuşma yaptı. Adak “16 Nisan’da referandumda oylanacak anayasa değişikliği teklifi cumhurbaşkanının mevcut durumunu kurumsallaştırmak ve hukuki bir kılıf oluşturmak için gündeme getirilmiştir. Bu ülkenin yazgısının, geleceğinin tek bir kişinin iradesine bağlanmasını doğru bulmuyoruz. Bu değişiklik ülkede sadece bir kişinin ihtiyaçlarına ilaç olacak ve onun sorunlarını çözecektir. Bunun için “seksen milyon birden büyüktür “ diyor ve tüm halkımızı doğrudan yana olmaya davet ediyoruz.” Diyerek sözlerine başladı. Bugün bu yeni anayasa kampanyasının karşısında; sadece sosyal medyadan mesaj atmanın, öfkeli bir şekilde homurdanmanın yetmeyeceğini söyleyen Vedat Adak, “Hepimizin farklı farklı yerlerden gücümüz neye yetiyor ise, aklımız neye basıyor, sesimiz nereye kadar duyuluyor ise bir şeyler yapmamız gereken bir süreçteyiz. Düşünsel olarak da, mücadele hattı olarak da bir araya gelmek, emek ve demokrasiden yana bir karşı duruşun oluşmasını sağlamalıyız. Hep birlikte barışın, demokrasinin ve umudun şarkılarını söylemek dileğiyle anayasa referandumuna en yoğun katılımın olmasını, hayırlara vesile olmasını diliyorum.” dedi.

Panelin kolaylaştırıcılığını yapan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Gülgün Erdoğan Tosun panelin açılışında üniversiteden KHK ile ihraç edilen hocaların geri dönmesini istediklerini belirtti. “Bizler kendimizi üniversitelerde hiç rahat hissetmiyoruz. Bir an önce arkadaşlarımızın aramıza dönmesini bekliyoruz.” diyerek KHK’lara olan tepkisini dile getirdi. 1990’lı yıllarda başkanlık sistemi ile ilgili bir çalışma yaptıklarını aktaran Tosun, sistemin Türkiye’ye uygun bir model olmadığını o zaman tespit edebildiklerini, bugün de ne kadar haklı olduklarını yaşayarak gördüklerini ifade etti.   

Panelin ilk konuşmacısı ülkemizin ve dünyanın en önemli anayasa hukukçularından birisi olan Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu çerçeve bir sunum yaptı. Kaboğlu konuşmasına siyasi iktidarın yurt dışındaki üniversitelerde dahi ders vermesini engellemeye güçlerinin yettiğini, Fransa’daki derslerine bu nedenle gidemediğini söyleyerek başladı. Referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişikliğinin çerçevesini çizen Kaboğlu, yapılmak istenen anayasa değişikliği gerçekleşirse Osmanlı’dan günümüze kadar elde edilmiş tüm hukuki kazanımların geriye alınacağını ifade etti. OHAL durumunda, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı dönemde bir anayasa referandumu yapmanın doğru olmadığını söyleyen Prof.Dr. Kaboğlu, halkın büyük çoğunluğunun neyi oyladığını dahi bilmediğini ifade etti. “Eğer referandumdan evet çıkarsa, çok büyük bir kırılma yaşayacağız. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte dahi yaşanmayan bir kırılma söz konusu. Osmanlı’dan Cumhuriyet yönetimine geçerken bile mevcut kazanımlar yerinde kalmış, üzerine daha ileriye gitmemizi sağlayan hukuki düzenlemeler yapılmıştı. Şimdi ise, yüz yılı aşkın zamanda elde edilen kazanımların geri alınması söz konusu” diyen Kaboğlu, 18 maddelik değişikliği ‘Adeta modernleşmeye ve cumhuriyete dönük bir hakaret metni’ olarak tanımladı.  Anayasa değişikliği ile yarışan yetkiler ve çatışma alanlarından söz eden Kaboğlu, 16 Nisan’da kabul edilmesi durumunda, ciddi yetki çatışmalarının ötesinde devlet yönetimindeki kaosun da habercisi olduğunu söyledi.

İkinci konuşmacı olan Doç. Dr. Yunus Emre ise, ABD ve Latin Amerika ülkelerindeki başkanlık sistemleri hakkında bilgiler vererek karşılaştırmalar yaptı. ABD ve Latin Amerika ülkelerinde uygulanan başkanlık sistemi ile bizde uygulanmak istenen sistemin birbirinden çok farklı olduğunu söyleyen Emre sözlerini söyle sürdürdü: “Her anayasa fikrinin ardında bir düşünce vardır. Bizdeki cumhuriyetin kuruluş dönemi ve sonrasındaki 1960,1982 anayasaları bir düşünce üzerine yapılmıştır. Bu anayasanın gerekçesini ise ‘Türkiye’de işleri daha hızlı yapmalıyız, çift başlılık var onu ortadan kaldırmalıyız’ diye açıklıyorlar. Parlamenter sistemler günden güne değişerek ve yenilenerek bugünlere gelmiş ihtiyaçlar üzerine doğmuş bir sistemdir. Başkanlığa göre dört kat daha güçlü bir sistemdir, krizleri daha kolay aşabilir. Başkanlık ise, insanların yarattığı dolayısı ile ihtiyaç üzerine tercih edilmeyen bir sistemdir. Halkın ihtiyaçları üzerine ortaya çıkmamıştır. Bir defa demokrasilerde olmazsa olmaz olan kuvvetler ayrılığıdır, bu çok önemlidir. Referanduma sunulan anayasa değişikliklerine baktığımızda ise, bunun ortadan kaldırıldığını görüyoruz. En büyük itiraz noktalarından biri de budur sanırım.”

Son konuşmacı CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır da CHP olarak referandumda neden hayır dediklerini, ülkenin AKP dönemindeki tablosunu çıkarıp, 15 yılda çözülemeyen sorunların nasıl bir referandumla çözülebileceğini sordu. Sındır “Memleketin ekonomik, sosyal, dış ilişkiler sorunları yokmuş gibi, bunları bir kenara bırakıp bir kişinin tek adamlığına nasıl gidebileceğini konuşuyoruz. AKP’li bakanlar başbakan referandumdan evet çıkarsa terörün biteceğini söylüyor, ‘15 yıldır ülkeyi yönetenlerin elinde sihirli bir formül vardı da niye kullanmadın’ diye sormazlar mı adama?” dedi. “ OHAL’deyiz ve önümüze apar topar bir referandum koydular” diyen CHP Genel Sekreteri, halkın çoğunluğunun neye evet, neye hayır diyeceğini bilmediğini söyledi. Halktan kaçırarak meclis televizyonunu halka kapatarak meclisten geçen referandum maddelerinin hala halka anlatılmadığını ifade eden Sındır, toplumun tamamını ilgilendiren ve bir mutabakat metni olması gereken anayasa değişikliği maddelerinin hiç kimseye haber verilmeden hazırlandığını söyledi.  Katılımın ve ilginin çok yüksek olduğu panel, soru-cevap ve forum bölümüyle devam etti.