16. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu Açılış Konuşması

16. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu Açılış Konuşması

İzmir Mali Müşavirler Odası tarafından düzenlenen 16. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu “Finansal Raporlamada Güncel Tartışmalar” temasıyla 1-3 Aralık 2016 tarihlerinde Kıbrıs Girne'de yapıldı.

Sempozyumda Oda Başkanı Vedat Adak’ın Açılış Konuşması:

“KKTC Gelir ve Vergi Dairesi Müdürümüz Sayın Özdemir Kalkanlı, Kamu Kurumlarının Değerli Temsilcileri, TÜRMOB Genel Başkanım Sayın Prof.Dr. Cemal Yükselen, TÜRMOB Genel Başkan Yardımcım Sayın Masis Yontan, TÜRMOB Genel Sekreterim Sayın Yahya Arıkan, TÜRMOB Genel Saymanım Sayın Emre Kartaloğlu, TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyem Sayın Dr.Rıfat Nalbantoğlu, TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyem Sayın Masum Türker, TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyem Sayın Eray Mercan, TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyem Sayın Ertuğrul Erdem, TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyem Hayri Öztürk, Sayın Hocalarım, Sayın Oda Başkanları, Sayın Oda Yöneticileri, Değerli Meslektaşlarım, Bugüne kadar yapılmış olan 15 Sempozyumun gerçekleşmesinde büyük emekleri olan, önceki dönem ve yeni dönem TÜRMOB Etik Kurulu Başkanım, değerli yol arkadaşım ve en önemlisi sevgili abim, Feyzullah Topçu’yu huzurunuzda sevgi ve saygıyla selamlıyor, Hepinize Hoşgeldiniz diyorum.

Yaklaşık 3 yıl aradan sonra Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu’nun 16’ncısında yeniden birlikteyiz.

TÜRMOB Genel Kurulundan sonra biraraya geldiğimiz ilk toplantıda, hazır tüm yöneticileri de birarada bulmuşken bir kaç konuya değinmek istiyorum.

Artık yönetimlerde “ben yaptım oldu” olmasın. “Ben yaptırmam” olmasın. Yaptım sanırsın, ya hiç olmamıştır ya da eksik olmuştur. Yaptırmam dersin, yapılır ama eksik olur. Belki de en ufak bir katkınla meslek çok şey kazanacaktır.

Üç yıl sonra iddialarımızı aynı sertlikte ve aynı netlikte yine ortaya koyabiliriz. Ama bugün o gün değil. Türkiye’deki tüm meslektaşlarımızın çözüm beklediği pek çok sorunu var. Bugün TÜRMOB bu sorunu çözmekle yükümlü. Bu yükümlülük tüm TÜRMOB Yönetim Kurulu üyelerine ait. Seçildikten sonra Yönetimlerde iktidar- muhalefet olmaz, olmamalı. Bu, tüm Türkiye’deki meslektaşlarımızın beklentisi. Zaten ilk gözlemlerim de odur ki başta Genel Başkanımız olmak üzere tüm TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyelerinin de bu anlayışta olduğunu görüyorum, mutlu oluyorum ve devamını diliyorum. Bu böyle devam ederse tüm meslek camiamız mutlu olacaktır, eminim.

Öncelikle Adana’da ihmal sonucu ölen çocuklara tanrıdan rahmet, acılı ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum, hepimizin başı sağolsun. Bizim ülkemizde insanlar ya terörden ya da ihmalden ölüyorlar. İhmal, tedbirsizlik ve kaderci anlayış bunların önlenmesini engelliyor. Çocuklarımız ölüyor, istismar ediliyor, kaderine terkediliyor. İnsan kahroluyor bunlar karşısında. İhmal var, kusur var ama sorumlu yok. Suç var ama ceza yok bu memlekette.

Konuşacak çok şey var ama bunları ayrıca konuşuruz, konuşmalıyız. Örgüt olarak taraf olmalıyız, tavır koymalıyız. İhmaller sadece bu konularla sınırlı değil. Her alanda ihmal ve tedbirsizlik devam ediyor. Bildiğiniz gibi ekonomide de bir çok ihmal var. Biraz da onlara değinmek istiyorum;

Sempozyumumuz dünya ve ülkemizi sarsan büyük ekonomik krizin yol açtığı derin tahribatın yansımaları arasında gerçekleşmektedir. Gelir dağılımının dünya ölçeğinde yarattığı uçurum, yoksulluğun boyutu ve işsizlik sorunu gündemin ilk sıralarında yer almaktadır. Pek çok işyeri kapanmakta, işsiz kalanların sayısı artık milyonlarla ifade edilmektedir.

Bu bunalım, her zamanki gibi en çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri etkilemiştir. Üretim ve iç piyasalarda talep düşmüş, dış ticaret hacmi daralmış, işsizlik oranları büyümüş ve istihdam hacmi olabildiğince küçülmüştür.

Söz konusu politikaların yıllar içerisinde biriktirdiği olumsuzluklar, bugün içinde bulunduğumuz krizde iyice su yüzüne çıkmış, dünya ölçeğindeki krizden en olumsuz etkilenen ülkelerin başında gelmemize neden olmuştur.

Yaşadığımız ekonomik sorunların, üretim ve yatırımı dışlayan, yerli kaynak kullanımını reddeden, üretim ve ihracatı ithalata bağımlı kılan, yüksek cari açık, yüksek dış borç ve sıcak para politikalarına dayalı, döviz kuru ve finans hareketleriyle altüst olmaya mahkum ekonomi politikalarından kaynaklandığını hepimiz biliyoruz.

Değerli Katılımcılar,

Ülkemizde krizin asıl sorumlusu olan serbestleştirme politikalarında ısrarcı olunmakta, ülkenin geleceğini ipotek altına alan politikalar aynen uygulanmaya devam etmektedir. Zamlar, vergi artışları ve özelleştirmeler tek çözüm olarak dayatılmakta, öte yandan vergi afları başka bir sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşte tam da böyle bir dönemde, her türlü ekonomik dolaşımın kayıt altına alındığı meslek alanımızı ve bu alandaki gelişmeleri ve etkilerini ele alıp incelemek son derece önemlidir. Sempozyumumuz bu noktada önemli bir tartışma ve öneriler üretme platformuna dönüşecek ve kamuoyuna uygulanabilir tezler sunabilecektir.

Türkiye, ekonomik krize paralel olarak şiddet, terör ve savaş girdabında toplumsal ve sosyal bir başka krizle yüz yüzedir. 15 Temmuz darbe girişimi ve ardından OHAL ile toplum belirsizlik, gelecek kaygısı, tedirginlik ve korkuyla yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Ülkenin aydınları, gazetecileri, yazarları, seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri zorla gözaltına alınmakta tutuklanmaktadır. Ülkemizde acilen barışı ve huzuru tesis edecek politikalara ihtiyaç vardır.

Bugün bu büyük buluşmayı gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs’ta da barış arzusunun yükseldiğini biliyoruz. Kıbrıs’ta toplumsal hayatın her alanında çözüme yönelik, hoşgörü ve diyalog ekseninde, iki toplumun yakınlaşması yönündeki çabaları önemsiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle “Yurtta barış dünyada barış” diyoruz. Umuyoruz ki Kıbrıs’ta da dostluk köprüleri kurulsun, barış hakim olsun.

Değerli Konuklar,

Sempozyumun bu yılki ana temasını “Finansal Raporlamada Güncel Tartışmalar” olarak belirledik.

Geçtiğimiz 3 yıl boyunca muhasebe standartları alanında neler olduğuna kısaca göz atalım istiyorum.

UFRS’nin resmi web sitesindeki verilere göre bugün itibariyle Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları seti ülkemiz de dahil 119 ülkede değişik düzeylerde kullanımdadır.

Dünyadaki 85 borsada işlem gören yaklaşık 48.000 şirketin 25.000 tanesi de UFRS’ye göre raporlama yapmaktadır. %50’den fazla.

Bu rakamlara bakınca UFRS setinin küresel muhasebe standardı olması konusundaki kabul de artık belirgin bir şekilde gözlenebiliyor.

Son üç yılda bazı standartlar değişti.

Örneğin IFRS 9 Finansal Araçlar, TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat, TFRS 16 Kiralama İşlemleri değişen standartlardan. TFRS 14 TFRS Düzenlemeye Dayalı Erteleme Hesapları yeni bir standart.

Ayrıca belki de en önemli çalışma Kavramsal Çerçeve’de yapılması planlanan güncellemeler. Yakın zamanda Kavramsal Çerçeve’nin özünde birtakım değişiklikler bekliyoruz. Gelmeden önce web sitesinden kontrol ettim, Kurul’un son yorumları değerlendirme aşamasında olduğunu ifade ediyor.

Ülkemizdeki önemli gelişmelerden birisi de kuşkusuz Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından Yeni Finansal Raporlama Çerçevesi adında bir muhasebe standardı metninin kamuoyunun görüşüne açılmış olmasıdır.

Değerli Katılımcılar,

Bu gelişmelerin dışında hepimizin bildiği gibi ülkemizde ve Avrupa Birliği ülkelerinde kamu çıkarına haiz işletmeler zorunlu UFRS uygulamasına 2005 yılında geçti. Hali hazırda zorunlu uygulama üzerinden 10 yıl geçmiş durumda.

Yıllar boyunca, bizim sempozyumlarımız da dahil pek çok ulusal ve uluslararası platformda UFRS uygulamasına geçilmesinin faydaları üzerinde uzun uzun durulmuştu. Hepimizin hatırlayacağı gibi temel beklenti, finansal raporlamanın şeffaflaşması ve karşılaştırılabilirliğin artması, bunlara bağlı olarak sermaye piyasalarının entegrasyonu, sermaye maliyetinin düşürülmesi ve yatırımların etkinliğinin artması şeklinde ifade edilmişti.

UFRS uygulamasının finansal raporlama ve ülke ekonomilerine katkıları açısından biraz önce saydığım sonuçları doğurması beklenirken, mesleğimizin gelişimi açısından en temel beklenti ise büyük ölçüde yerel kurallara bağlı, vergi muhasebe anlayışından bir adım ileriye gidilerek mesleğimizin uluslarasılaşmasıdır.

Geçtiğimiz 10 yılda bu amaçlara ulaşılıp ulaşılmadığını hepimiz merak ediyoruz. Ya da ne kadar ulaşıldı. Nerelerde sıkıntılar var. Meslek mensubu olarak bize ne görevler düşüyor. Bunların tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Son 10 yıllık zorunlu uygulamanın finansal raporlama üzerindeki etkilerine ilişkin gözlemleri hocalarımız bizlerle paylaşacak. Ancak ben bir meslektaşınız olarak meslek birliğimiz TÜRMOB’un, Odalarımızın ve meslek mensuplarının neler yaptığına ilişkin gözlemlerimi kısaca paylaşmak istiyorum.

Kurulduğu günden bu yana eğitimi ilke edinmiş olan meslek kuruluşumuz hiç mütevazi olmadan söylemeliyim ki, milyon saatleri aşan muhasebe standartları eğitimini meslektaşlarımıza ulaştırmıştır. Böylesine büyük bir eğitim projesine karar vermek, tasarlamak, uygulamaya koymak ve alnının akıyla tamamlamak her meslek kuruluşunun üstesinden gelebileceği bir iş değildir. İçerik, süre, mekan, şartlar konusunda her zaman daha iyisini yapmak olanaklıdır ve umarım ileriki yıllarda bu tür projeler devam edecektir.

Aramızda bu projenin karar vericileri, tasarımcıları, uygulayıcıları ve siz değerli meslek mensuplarından katılımcıları var. Ben şahsım ve Odam adına hepinizi bir kez de buradan alkışlamak istiyorum.

Sonrasında, KGK eğitimleri gündeme gelmiş, dilerseniz biz olaya iyi yanından bakalım, bu eğitimler de meslek mensuplarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmuştur.

Yapılan eğitim çalışmalarının raporlanarak kamuoyu ile paylaşılmasını buradan önermek istiyorum.

Değerli Katılımcılar,

Bu Sempozyumda mesleki pratikleri ilgilendiren konularla muhasebe standartlarının kurgulanma mantığına ilişkin konuları bir arada ele almaya çalıştık.

Oturumlardan birisinde Kavramsal Çerçeve, Muhasebe Standartları ve Muhasebe Teorisi ilişkisi konuşulacak. Bu oturumu özellikle önemsiyorum. Çünkü muhasebenin bilim olup olmadığı hala tartışılıyor. Üniversitelerde muhasebe teorisi dersleri veya muhasebe teorisi kitapları olduğunu biliyoruz. Muhasebe bilimdi, değildi tartışmasına girmeden, eldeki mevcut muhasebe teorisi kapsamı içerisinde muhasebe standartları ve kavramsal çerçevenin ele alınacağı oturumun çok ilginç olacağını düşünüyorum.

Meslek mensubu olarak biz mesleki gelişimimiz için elimizden geleni yapıyoruz. Açıkçası Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun kabulüyle uygulamanın kısa zaman içerisinde daha yaygın olacağını bekliyorduk. Kanun’da sonradan yapılan değişiklikler, ikincil düzenlemelerde yaşanan gecikmeler, KGK’nın yapılanmasının zaman alması, kapsama giren işletmelerin sayısının oldukça sınırlı kalması gibi faktörler, TFRS uygulamasını beklendiği kadar yaygınlaştırmamıştır.

Çevrede yaşanan bu tür bir yavaşlamanın, meslek mensuplarımızdaki TFRS uygulamasına ilişkin hevesi kırdığını üzülerek gözlemliyorum. Şunu tekrar belirtmeliyim ki, TFRS seti yalnızca teknik bir metin değildir. Aynı zamanda risk yönetimi, iç denetim, iç kontrol, bağımsız denetim ve belki de en önemlisi kurumsal yönetim gibi modern işletmeciliğin olmazsa olmaz bileşenlerini dikkate alarak hazırlanmış, her bir bileşenin büyük bir incelikle muhasebe uygulamalarına ve mesleğimize bağlandığı metinlerdir.

Ben de dahil, hepimizin müşterilerimiz için doğrudan uygulanmıyor olsa da muhasebe ve finansal raporlama standartlarını okumaya ve özellikle genç meslektaşlarımızla ya da adaylarla tartışmaya zaman ayırmanın son derece faydalı olacağına inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan bu metinlerle zaman geçirmek verdiğimiz hizmetleri de daha kaliteli kılacaktır.

Finansal raporlamada TFRS’ye geçilmesi mesleğimiz ve işletmeler açısından stratejik ve devrimsel bir dönüşüm olmakla birlikte, maalesef düzenleyici kurumlar hem finansal raporlamanın hem de denetimin maliyetini uygulayıcıların ve işletmelerin üzerine yüklemişlerdir.

TFRS uygulamasına geçmek isteyen işletmelerin insan kaynağı, bilgi teknolojisi ve diğer faktörlere yatırım yapmaları gerekmektedir. Hele bir de işletme ilk defa bağımsız denetime tabi olacaksa, TFRS seti ile çalışmak, işletmede raporlama açısından düşünsel olarak da daha geniş bir perspektifi dayatmaktadır.

Buradan hareketle bu yıl, Sempozyumda ilk defa finansal raporlamanın organizasyonu konusunu ayrı bir oturumda ele almaya karar verdik. Değerli konuşmacılarımız işletmelerde TFRS’ye geçilmeden önce nasıl bir hazırlık yapılması gerektiği konusundaki tecrübelerini bizlerle paylaşacak. Değerli konuşmacılarımızın bu oturumda ayrıca TFRS ortamında kayıt ve raporlama entegrasyonuna da değinmelerini bekliyoruz.

Değerli Konuklar,

Konuşmamın başında Kamu Gözetim Kurumu tarafından Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi taslağı yayınlandığına ve kamuoyunun görüşüne sunulduğuna değinmiştim. Ben böyle bir çerçevenin gerekli ve yararlı olduğuna inanıyorum. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin yerine geçmesi beklenen bu metin tam sete tabi olmayan işletmelerin kullanımı için tasarlanmıştır. KGK’nın göreceli olarak daha çok küçük ve orta ölçekli işletmelerin kullanımını gözeterek tasarladığı bu taslak metinle birlikte kamuoyunun görüşünü almak üzere sorulan sorular incelendiğinde:

Sorulardan bir kısmının vergi muhasebesinin bazı uygulamalarının korunup korunmamasına ilişkin, bir kısmının da tam sette olan bazı hükümlerin uygulama zorluğu olacağı düşüncesiyle hafifletilmesine ilişkin konuları içerdiği görülmüştür.

Bununla paralel olarak ülkemizde Vergi Muhasebesi ve UFRS arasındaki farkların azaltılması amacıyla çalışmalar yapıldığını da biliyoruz.

İlgili oturumda değerli hocalarımız bizlere YFRÇ’yi ana hatlarıyla özetleyecek ve uygulama açısından önemli gördükleri hususları tartışmaya açacaklardır.

Her Sempozyumun sonunda olduğu gibi bu yıl da panelimiz olacak. Panelin konusunu “Geçmiş 10 Yıl Işığında Geleceğe Bakış: TFRS Uygulamasına İlişkin Değerlendirmeler ve Beklentiler” olarak belirledik. Değerli panelistlerimiz Sempozyum boyunca ele alınan konuları değişik kurumların penceresinden ele alacaklar ve panel konusuna uygun olarak geleceğe ilişkin önerilerini ortaya koyacaklardır.

Değerli Katılımcılar,

Sempozyum oturumlarının yalnızca konuşmacılarımızın sunumlarından ibaret olmadığını ifade etmek istiyorum. Asıl beklentimiz sizlerin de tartışmalara katılımınız ve görüşlerinizi Sempozyum katılımcılarıyla paylaşmanızdır. Ayrıca burada konuşulanları etrafınızdaki meslektaşlarınızla paylaşmanız, genç meslektaşlarımızı ve aday meslek mensuplarını standartları öğrenme konusunda özendirmeniz Sempozyum’un amacına ulaşmasında bize yardımcı olacaktır.

Sözlerimi bitirirken, sunumlar yapacak değerli akademisyen ve uzmanlara, Panelimizde bizlerle görüşlerini paylaşacak kurum temsilcilerine, Sempozyumun gerçekleşmesinde büyük emekleri olan Düzenleme Kurulu’na, bu süreçte desteklerini esirgemeyen TÜRMOB ve Odamız Kurul üyelerine, bundan önceki 15 Sempozyumun gerçekleşmesinde büyük katkısı olan Sayın Feyzullah Topçu’ya, bizi maddi ve manevi destekleriyle yalnız bırakmayan tüm Sempozyum katılımcılarına içtenlikle teşekkür ediyorum.

Bugün 16.sını düzenlediğimiz Sempozyum, bugüne kadar yapılan 15 Sempozyumda yüzlerce bildirinin sunulmasına ve tartışılmasına vesile oldu. Muhasebe standartlarının Türkiye’de olgunlaşması ve gelişmesi noktasında, İzmir Odası önderliğinde, tüm meslek camiamızın katkısıyla çok önemli sonuçlar elde edildi.

Muhasebe Standartları’nın tartışma alanlarının gelişmesi ve bu alanlarda literatüre yeni katkılar yapılması sadece İzmir Odası’nın sorumluluğunda değildir. Sorumluluk öncelikle tüm Odaların ve tüm meslektaşlarındır.

Bu Sempozyumda, dayanışma bilincimizin bir parça erozyona uğradığını üzülerek tespit ediyoruz. Hangi yolla olursa olsun bugün İzmir Odası ile dayanışma içerisinde olmak üzere burada olan arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum.

Sempozyumun ulaştığı aşama, sektördeki saygınlığı, bilimsel niteliği, tartışmalar ve sonuçları itibari ile alanında bir kez daha büyük iz bırakacağına inanıyor, hepinizi sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.”